Anasayfa / Blog

Yaz mevsimi ve sinema

Yaz gelince kapalı alanlara girmek zorlaşır. Tiyatrolar zaten tatile girer, daha az film gösterimdedir çünkü bizler daha az sinemaya gitmeye başlarız. Evde kalıp kanepeye gömülüp dizi ve film izleme isteği azalır.  

Eskiden açık hava sinemaları kurulurdu bu yüzden her mahalleye. İnsanlar yaz gecesinin güzelliğinden mahrum kalmadan filmlerin de keyfini çıkarırlardı. Değişen yaşam tarzımızda artık yazlık sinemalara ayıracak yer yok şehirlerde. Otopark daha çok kazandırıyor malum.

Ne yapalım biz de yapabilirsek bahçeye, balkona düzenek kurarız, o da olmadı bize yazın tadını veren filmleri tercih eder, evimizin salonundan izleriz ama illa ki izleriz.

Hangi filmler yakışır yaz mevsimine:

-Grease

-Chocolat (Çikolata)

-50 First Dates (50 ilk öpücük)

-Entelköy Efeköy’e Karşı

-Hokkabaz

-Midnight in Paris (Paris’te Gece Yarısı)

-La La Land

-The Talented Mr. Rıpley (Yetenekli Bay Rıpley)

-Vıcky Cristina Barcelona

-Moonrise Kingdom (Yükselen Ay Krallığı)

-Mamma Mia

-Mina Vaganti (Serseri Mayınlar)

-Im Juli (Temmuzda)

-Little Miss Sunshine (Küçük Gün Işığım)

-500 Days of Summer (Aşkın 500 Günü)

Bazıları tekrar izlenmeyi bile hakediyor. Filmler bize duyguları ve atmosferi hissettirir. Kahramanla özdeşleşip herşeyi biz de yaşarız. Başka dünyalara daha iyi bir yolculuk düşünemiyorum o nedenle filmlere bu kadar düşkünüm.

Yazın hayatı yavaşlatmak daha kolay aslında, uzun geçen güne daha çok şey sığdırıp, akşamlara bir film kondurmak belki daha keyifli hatta. Yine bir film repliğindeki gibi: ‘Şu ömrümüzde kaç yaz yaşayacağımızı kim bilebilir ki?’ O zaman sanatı tüketirken daha obur olmak ve mevsim ayırt etmemekte fayda var dostlar.

Alfred Hitchcock’un dediği gibi ‘Sinema sıkıcı yerleri makaslanmış hayattır.’

Sanatla kalın…

Sizin İçin Seçtiklerimiz


Nesrin Gültekin Arbak

Yazar

© Copyright 2019 Kadınım.com